| |
Daha güzel ve çekici insanların kariyer yolları daha açıktır.
Diğerlerinden daha fazla maaş alırlar. Daha kolay terfi ederler. Peki
neden? Güzellik, kariyerde avantaj mıdır? Yani güzel/yakışıklı
kişilerin, (ortalama görünüşe sahip kişilere oranla) daha avantajlı
durumda oldukları söylenebilir mi? İşe alımlarda tercih edilen, daha
kolay terfi eden, daha fazla maaş hak ettiği düşünülen kişiler onlar mı
olur hep?
Peki durumun muhtemel dezavantajları neler olabilir? Fiziğiyle dikkat
çekiyor olmanın, yanında getirdiği bedeller de var mıdır? Kadın ve
erkekler açısından durum farklı mıdır?
Güzelliğin kariyer için bir avantaj olup olmadığı sorusundan
başlayalım. Yanıtın olumluluk derecesini belirleyecek etkenlerin
birincisi, işin niteliği. Yani fiziksel görünüşün bir numaralı
yetkinlik olarak kabul edildiği meslekler için (modellik, oyunculuk
gibi) yanıt "kesinlikle evet". Bu konuda kimse tartışmaya bile gerek
duymuyor. Ancak soru iş dünyasının takım elbise giyenler tarafına
yöneltildiğinde, tereddütler olabiliyor. "Diğer tüm özellikleri aynı
iki adaydan, güzel olanı tercih etmek profesyonelce midir, yoksa
ayrımcılığa mı girer" gibi sorular yüzünden. Üzerinde tartışılabilir
bir konu ancak burada da tercih güzelden yana.
BELİRTİLER ANASINIFINDA OKURKEN BAŞLIYOR
Fiziksel olarak ortalamanın üzerinde olan kişiler, bu durumun
nimetlerinden faydalanmaya hayata atıldıkları ilk yıllarda, daha
anasınıfındayken başlıyor. Öğretmen içgüdüsel olarak sınıftaki güzel
çocuklara daha fazla odaklanıyor. Güzelliği (şuuraltında) zeka ve
iyilikle ilişkilendirdiği için onlara daha çok söz veriyor. Bu durum
çocuğu ilerleyen yıllarda da etkilemeye devam ediyor. Fransa�daki Halde
adlı Ayrımcılık Gözlem Evi�nin Direktörü Jean-Francois Amadieu�ya göre
fiziksel çekicilik, bir öğrencinin akademik performansında yüzde 20 ile
40 arasında değişime neden oluyor. Amadieu, "Sözlü not, tahmin
ettiğimizden çok daha yaygın ve etkili" diyor. ABD�de iyi görünmenin
bir yıl ve yarım diplomaya eşit olduğunun tahmin edildiğini de
belirtiyor.
Kişi yetişkin hale gelip iş pazarına atıldığında da güzelliğinin
avantajlarını yaşamaya devam ediyor. Hatta iş görüşmesinin öncesinden
başlayarak, yani CV�ye eklenen fotoğrafla. Bu etkiyi somutlaştıran
araştırmalar dahi var. Harvardlı iki ekonomist, Markus Mobius ve Tanya
Rosenblat, öğrencileri işverenler ve adaylar olmak üzere ikiye
ayırdıkları bir deney yapmışlar. İş tanımı problemlere çözüm bulmak
olarak tanımlayıp, başvuran adaylara CV doldurtup, onlara çözmeleri
için birer problem vermişler. Bazı işverenlerin adayların sadece
özgeçmişlerini, diğerlerin CV ve fotoğraflarını, başka bir grubun ise
CV�lerini görüp telefon mülakatı yapmalarını sağlamışlar. Son grup ise
hem CV�yi incelemiş, hem de telefonla ve yüz yüze görüşme yapmış.
Sonuçta, güzel adayların problem çözmede diğerlerinden daha başarılı
olmadıkları görülmüş. Ancak iş başvurularının kabul edilmesinde bu
sonuç değil, fotoğrafları ve yüz yüze mülakatlar etkili olmuş. Güzel ve
çekici olanlar daha yüksek maaşlarla işe girmeyi başarmışlar. Ve bu
ayrımcılığı sadece erkek işverenler değil, kadınlar da yapmış. Argo
söylemeye izin varsa "yavruları" işe alanların sadece erkekler olmadığı
ortaya çıkmış.
MAAŞA YANSIMASI YÜZDE 25 İ BULUYOR
Bir de işin kazanç tarafı var. PricewaterhouseCoopers Kıdemli İK Müdürü
Murat Demiroğlu araştırmaların, güzel insanların kazançlarının, aynı
işi yapan denklerine göre yüzde 25�e kadar farklılaşabildiğini
gösterdiğini söylüyor. Aslında bu konuda epey farklı rakamlar öne süren
araştırmalar var. Örneğin Federal Reserve Bank of St. Louisin 2005 te
yaptığı araştırmaya göre iyi görünümlü, zayıf, uzun boylu insanlar
normal denklerine göre yaklaşık yüzde 5 daha fazla kazanıyor.
Ortalamanın altında fiziksel özelliklere sahip kişiler ise diğerlerine
göre saatte yüzde 9 daha az kazanıyor. Başka bir araştırmada, vücut
kitle endeksine göre obez olan kadınların, normal ölçülere sahip
kadınlara göre yüzde 17 daha az kazandıklarını bulunmuş. Diğer bir veri
de erkeklerin boyuyla ilgili: Beyaz erkekler için, ulusal ortalamanın
üstüne çıkan her inç (2,54 cm), yüzde 1.8 lik artış anlamına geliyor.
Davranış Bilimleri Enstitüsünden Uzman Psikolog Eda Arduman, ABD de
yenidoğan bebekler üzerinde yapılan bir araştırmanın, bebeklerin
simetrik suratlara daha rahat odaklarını gösterdiğini söylüyor. "İnsan
henüz sosyalleşme ve kültürel değerlerin oluşmadan güzelliğe yöneliyor.
İşyerinde de görüntüleri memnun edici olan insanları tercih
edebiliyorlar."
Oysa gerçekte fiziksel çekicilik zekayı, yönetim becerilerini ve akıl
sağlığını olumlu etkilemiyor. Psikiyatr Prof. Dr. Bengi Semerci,
"Bunların hepsi toplumsal atıflar" diyor: "Bu atıflar arasında doğru
olan tek bir tane var, o da fiziksel çekiciliği olan insanların sosyal
yeterliliklerinin daha fazla olduğu. Bu insanlar daha özgüvenli, daha
sosyal olabiliyorlar. Bu da onlara özellikle satış pozisyonlarında şans
kazandırıyor. Buna psikolojide "kendini gerçekleştirme kehaneti"
deniliyor. Yani toplumun sağladığı kalıplar sosyal güveni artırıyor ve
kişiye atfedilen özellik oluşuyor."
AYRIMCILIK MI YOKSA PROFESYONELCE Mİ
Konunun ayrımcılıkla ilgili kısmına yani "Diğer tüm özellikleri aynı
iki adaydan, güzel olanı tercih etmek profesyonelce midir, yoksa
ayrımcılığa mı girer" sorusuna dönersek. Texas Üniversitesinden Dr.
Hamermesh, güzeli tercih etmenin tamamen meşru bir iş stratejisi
olduğunu söylüyor. Bu savı destekleyen bir veriye de ulaşmış: Güzel
işverenler, daha az güzel olanlara oranla çalışanlarına daha fazla
gelir sağlıyor. Satış gibi, insanlarla iletişimin şart olduğu meslekler
söz konusu olduğunda güzeli tercih etmek normal görülüyor. Fransa daki
Halde adlı Ayrımcılık Gözlem Evi nin Direktörü Jean-Francois Amadieu,
güzellik ayrımcılığının neden fazla gündeme gelmediğini şöyle
açıklıyor: "Fiziksel görünüm, azınlıklar veya profesyonel yaşamda
kadın-erkek eşitliğinden daha az politik bir konu. Hiçbir lobi bu
konunun savunuculuğunu yapmıyor. Çirkin görünümlü insanların bir
birliği yok. Fiziksel görünüme dayalı ayrımcılık objektif kriterlerle
analiz edilemediği için, bu mücadele hukuka yansıyabilir görünmüyor.
Ancak bu, bu tip ayrımcılıklara odaklanmamak için bir neden değil."
Prof. Dr. Bengi Semerci, "Fiziksel çekiciliğin ortalamanın altında
olması kişiyi hırslandırır mı ya da güzel olan daha mı az çalışır?"
sorusuna şu yanıtı veriyor: "Çocuğa küçüklüğünden beri fiziksel
özellikleri nedeniyle kazanç sağlanır, fiziksel özellikleri ön plana
çıkarılırsa kişi de ilgi çeken ve kazandıran özelliği ile daha çok
uğraşır, yatırımını ona yapar. Böylece diğer özelliklerini ve
yeteneklerini geliştirme şansını kaybeder. Fiziksel olarak iyi olsa
bile buna vurgu yapılmaz, bu kazanç için yeterli bulunmazsa çocuk diğer
özelliklerini de geliştirir. Fiziksel özelliği artı olarak kalır.
Fiziksel görünüm avantajı olmayan çocuk ise sahip olduğu
yetenekelerinin hepsini kullanmaya çalışacaktır. Ama benzer şekilde
onunda herhangi bir özelliği öne çıkarılırsa ya da yetenekleri
desteklemezse sonuç aynı olur. Yani bu durum direkt yetiştirme tarzı ve
sosyal çevrenin tutumuna bağlıdır."
Güzel görünmek için bazı tavsiyeler
Catherine Kaputanın "U R A Brand, How Smart People Brand Themselves
for Business Success" adlı, 2007 de Ben Franklin en iyi kariyer kitabı
ödülünü alan kitabında, güzel görünmek için şu tavsiyelerde
bulunuluyor:
Kendinizi paketleyin
Marka yöneticileri paketlemeye büyük önem veriyor. Görsel izlenimler
güçlü olduğundan, sizin de önem vermeniz gerekir. Saniyeler içinde
mimleniyoruz: İyi-kötü, işe al-alma, başarılı-başarısız. Her şey birkaç
saniye içinde olup bitiyor ve bir anlık görsel izlenime dayanıyor:
Nasıl göründüğünüz ve kıyafetlerinize. Tabii ki, kıyafetler işinizi
daha iyi yapmanızı sağlamaz, ancak işe nasıl hakim olduğunuz konusunda
izlenim verir. Kıyafetleri okumak kolaydır ve kim olduğunuz konusunda
mesaj vermek için kullanabileceğiniz en önemli araçtır.
Sıradışı veya farklı bir özelliğinizi vurgulayın
Bugün, ilginç görünen insanlar çekiciler. Ayrıca, herkes gibi görünmek
istemezsiniz. Siz orijinalsiniz ve kendinize özgü bir havanız olmasını
istersiniz. Farklı görünmek, güçlü ve çekici bir imaj oluşturmada çok
etkili olabilir. Barbra Streisand, Andy Warhol ve Arnold
Schwarzeneggarin kendi görünüşleri, özellikleri veya şekillerini nasıl
abarttıklarını düşünün.
Bir alameti farikanız olsun
Alameti farika gibi bir imza unsuru geliştirmek zekice kişisel
markalaştırmadır ve sizi kalabalıktan ayırır. Bir ürünün üstündeki logo
gibi, sizi tanımlayan markalı bir unsur yaratmış olursunuz. İyi
seçilmiş bir imza unsuru, başkalarına marka mesajı vermenin yanı sıra,
sizin kendinizi nasıl gördüğünüzü de anlatır. Larry Kingin askıları,
Jackie Kennedyynin şapkaları ve büyük gözlüklerini düşünün. Steve
Jobsun kot pantolonu, Bononun hafif renkli gözlüklerini de.
Saçınızı ihmal etmeyin
Saç, güçlü görsel kimlik yaratmada inanılmaz derecede önemli bir
araçtır. Donald Trumpsın saçı onun görsel kimliğinde dev yatı ve güzel
eşi kadar etkili bir alameti farika. Tamamen kazıtarak silüeti
vurgularsanız, dökülmüş saçlar bile çekici görünebilir.
�Yumuşak güçne odaklanın
Üzerinde düşünülmesi gereken şeylerden biri de yönetim duruşu. Bir
odaya nasıl girersiniz? Dik ve kendinden emin bir şekilde mi
yürürsünüz? Ya da omuzlarınızı çökertir ve dikkati dağılmış mı
görünürsünüz? Yönetim duruşunun diğer bir ögesi davranış tarzıdır, yani
kendinize ve başkalarına nasıl davrandığınız. Davranış tarzı,
üzerinizde kaç göz olduğuna bakmadan, beklenen ve beklenmedik
durumlarda nasıl davranacağınızı bilmektir. |
|